-
İltifat NECEFLİ
Tarih: 18-05-2026 10:05:00
Güncelleme: 18-05-2026 10:18:00
Son yıllarda birçok Sivil Toplum Kuruluşu, dernek, oda ve sendika adeta bir “indirim protokolü” yarışına girdi. Sosyal medya hesaplarında peş peşe paylaşımlar yapılıyor: “Üyelerimize özel yüzde 20 indirim!, “Dev anlaşma imzalandı!, Üyelerimize büyük avantaj!", altına da birkaç fotoğraf, Protokol imzası, Tokalaşmalar, Pozlar Ve alkış emojileri… Üzülerek söyleyeyim istisnasız hepsi yalan! Gerçekte hiçbir indirim falan yok.
Çünkü bugün birçok sözde “özel anlaşma”, gerçekte piyasada zaten herkese sunulan reklam kampanyalarının yeniden paketlenmiş halinden ibaret. Yani vatandaşın internette iki dakikalık araştırmayla ulaşabileceği fiyat, STK logosu yapıştırılarak “üyeye özel fırsat” diye servis ediliyor. Üye ise sanıyor ki kendisine büyük ayrıcalık sağlanmış. Oysa çoğu zaman ortada ne gerçek bir indirim var ne de ciddi bir kazanım.
Burada dikkat çekici olan şey şu: Bu protokoller çoğu zaman üyeye ekonomik katkı sağlamaktan çok, kurumların “faaliyet gösteriyoruz” algısı oluşturmasına yarıyor. Çünkü bazı STK’lar artık üyelerine çözüm üretmek yerine, fotoğraf üretmeye başladı. Bir düşünün üyenin aidatı artıyor ekonomik sıkıntıları büyüyor, mesleki sorunları çözülmüyor, ama kurum çıkıp bir kafe, bir hastane, bir sigorta şirketi, bir mağaza ya da bir özel okul ile protokol yapınca bunu “büyük hizmet” gibi sunuyor.
Üstelik çoğu anlaşmanın detayları da şeffaf değil: Gerçek piyasa fiyatı ne, üyeye verilen oran gerçekten avantaj mı, yoksa zaten herkese uygulanan kampanya mı, en önemlisi de hangi hizmetleri kapsıyor?
Aslında bu indirim diye sunulan markalar için tam anlamıyla düşük maliyetli reklam fırsatından başka birşey değil. Bu anlaşma ile markalar bir STK’nın binlerce kişilik veri tabanına erişiyor, logo ve reklam görselleri yüzlerce WhatsApp grubunda paylaşılıyor, sosyal medya hesaplarında ücretsiz tanıtımı yapılıyor ve medyada haber diye yer alıyor.
Ve siz buna karşılık bazen gerçekte hiçbir fedakârlıkta bulunmuyorsunuz.
Kazan-kazan gibi görünen bu düzende kaybeden kim oluyor?
Aidat ödeyen üye.
Çünkü ona “ayrıcalık” diye sunulan şeyin çoğu zaman piyasa gerçeğinde karşılığı yok.
Elbette tüm STK’ları aynı kefeye koymak haksızlık olur. Gerçekten üyelerine ciddi avantaj sağlayan, şeffaf çalışan ve samimi mücadele veren kurumlar da var. Ancak son dönemde “indirim protokolü” furyasının bir PR gösterisine dönüşmesi, sivil toplumun güvenilirliğine zarar vermeye başladı.
Sivil toplum kuruluşları tabela değil, güven kurumudur.
Ve güven; bol fotoğrafla değil, gerçek faydayla kazanılır.
Bugün insanların beklentisi göstermelik protokoller değil;
gerçek mücadele, gerçek temsil ve gerçek kazanımdır.
Çünkü vatandaş artık sadece protokol fotoğrafına değil, cebindeki sonuca bakıyor.
- KOLTUK PEŞİNDEKİ SİAD’LAR VE GTO SEÇİMLERİ
- 15 Bin Liralık pompayı vatandaş alacaksa İSU neden bakım parası alıyor?
- Türk Telekom Gebze, şirketleri Metro Ethernet’e mi zorluyor?
- Kalplerdeki yangını Başkan Yusuf Turhan’ın sağduyulu gayreti söndürdü
- Dilovası Cumhur İttifakı’nda Birlik mi, Rekabet mi?
- Gebze'nin infuencer STK Başkanları
- Gebze'deki okullarda soyguna kim dur diyecek?
- Emeklilerin gözlerinde umutsuzluğu gördüm
- Gebze CHP ile TİP arasında Meclis Üyesi krizi Sadık Güvenç'e yarayacak
- Gebze Milli Eğitim Müdürlüğü’nün bu tiyatrodan haberi var mı?
- Takı Kuyumcusu İsmet Amca'nın ardından
- Müslümanlar para ile imtihanı kaybetmiş